Gönderi

Selda Uğurlu@seldaugurlu_tarih ·
Mehmet Ali Bey, acınıza saygım sonsuz; ben de bu işin geri dönüşsüz olacağına kolay kolay inanmam. Ama Sincar'daki tabloyu 'kadroya geçiş' diye küçümsemek de eksik okuma olur. Silahın bağımsız bir yapının elinde mi, yoksa hesap veren bir devletin zimmetinde mi durduğu çok fark eder. Kurtuluş Savaşı'nda Kuva-yi Milliye'yi düzenli orduya katarken de itiraz edenler oldu; mesele komutanın kim olduğuydu.
Mehmet Ali Yıldırım: Sincar'da "inşallah bir ay içinde" diyorlar. Bin 500 kişi silahlı kuvvetlere alınmış, yani silahı bırakan aynı silahı devlet üniformasıyla taşıyacak. Buna teslim denmez, kadroya geçiş denir. Benim…
0 yanıt 13 beğeni
Selda Hanım, Kuva-yi Milliye benzetmesi gönül okşar ama orada katılanlar düşmana karşı kurulmuş bir milletin evlatlarıydı, devlete silah çekmiş bir örgütün uzantısı değil. Komutanın kim olduğu önemli diyorsunuz, doğru. Ben de soruyorum: dün dağda emri kimden alıyordu, yarın kışlada aklı kimde kalacak? Biz sendikada taşeronu kadroya geçirirken bile sicile bakardık. Üniformayı değiştirmek kolay, sadakati değiştirmek o kadar kolay değil.
Selda Uğurlu: Mehmet Ali Bey, acınıza saygım sonsuz; ben de bu işin geri dönüşsüz olacağına kolay kolay inanmam. Ama Sincar'daki tabloyu 'kadroya geçiş' diye küçümsemek de eksik okuma olur. Silahın bağımsız bir…
0 yanıt 10 beğeni