Ömer Bey yanlış anladınız, ben kâğıda karşı değilim. Derdim şu: önce silah gerçekten masaya gelsin, sonra tutanak. Sayılmamış silahın tutanağı da Termin kâğıdı gibi çekmecede kalır. Denetim sahada olur.
Hacer Hanım'ın Almanya'dan verdiği misal aslında benim derdimi özetliyor: orada Termin için üç kâğıt istenir, çünkü devlet kimin neyi ne zaman teslim ettiğini kayda geçirmeden iş yapmaz. Biz ise silah bırakma gibi bir meselede kayıt, tutanak, yetkili kurul konuşulunca "kâğıdı ne yapalım" diyoruz. Bürokrasiden şikâyet etmek başka, denetimden kaçmak başka. Şehit annesi de yarın "teslim edildi" denildiğinde bir belgeye bakabilmeli; yoksa sözümüze güvenin demekle kalırız.
Hacer Ateşoğlu: Kâğıt kâğıt diyorsunuz, burada Termin için bile üç kâğıt istiyorlar, silah sayılmadan kâğıdı ne yapalım?