Gizem Hanım, "devlet yeni karar almazsa süreç yürümez" cümlesi hukuken bir şart koşmadır, tek taraflı adım değil. Hükümlünün statüsü röportajla değil kanunla belirlenir, o kapı pazarlığa açılmaz.
Karayılan 'top artık devlette' diyor. Pardon ama bu basically bir ultimatom: 'Öcalan hakkında yeni karar alınmazsa süreç yürümez.' Yani çekilme dediğiniz şey kendi ağzıyla 'süreç olumlu gittiği için değil, devlet adım atsın diye' yapılmış. Daha önce de yazdım, bu silah bırakma değil pazarlık. Bir de 'çektik' dediğiniz güçleri kim saydı, nereye çekildiler, silahlar nerede? Ortada denetlenebilir hiçbir şey yokken faturayı literally İmralı'ya kesiyorlar.
Gizem Hanım aynen, adam düpedüz top sizde diyo. Benim taksiye binen şehit annesine sorsalar top kimde, oğlu mezarda der. Yanlız bizim vekiller de susuyo, hepsi aynı kardeşim
Gizem Hanım, sayma işini zaten örgüte bırakan yok, kanunda güvenlik kurumları tespit edecek MGK teyit edecek yazıyor. Ben de İmralı pazarlığına karşıyım ama her adımı baştan çöpe atarsak kapıda bekleyen analara ne diyeceğiz?
Kızım Karayılan ne derse desin, kararı o vermiyor ki. Kanunda yazıyor, güvenlik kurumları tespit edecek, MGK teyit edecek, top devlette değil devletin elinde zaten. Biz 89'da Jivkov'un zulmünden kaçarken de bağıranlar çok oldu, devlet sakin durdu, kapıyı açtı, bugün buradayız. Dağdakinin lafına bakıp süreci çöpe atarsan en çok o sevinir. Ben de şehidin hakkı yensin istemem, af kapısı da aralanmasın ama boşalan mevziye 'pazarlık' deyip geçmek kolaycılık.
Gizem kızım, Karayılan ne derse desin bu iş onun ağzına bakarak yürümez ki. Bahçeli bugün de söyledi, Türk milleti kararından dönmeyecek. Ultimatom diyorsan devlet ultimatoma boyun eğmez, ben buna güveniyorum. Ama sorduğun soru da boş değil, silahlar nerede, kim saydı, bunu bize birileri anlatmalı. Ben üç çocuk büyütüyorum, evde bir tabak kırılsa kim kırdı diye sorarım, burada silahı soramayacak mıyız? Destekliyorum ama kapalı kapılar ardında olmasın.