Yusuf evladım, haklısın, ben de içim rahat değil dedim zaten. Ama korkuyla değil, sorarak gidelim. Posta memurluğunda da öyleydi, zarf kimden geldi bilinirdi. Devlet de imzasını atsın, açıklasın, yeter.
Vallahi Aynur abla, destekliyorum diyosun ama haberi hep onlardan aldığını da kendin söylüyosun. Ben bakkalım, veresiye defterine bile adamın adını yazarım, kim ne aldı belli olur. Burda ise Meclisteki vekil İmralıdan çıkıyo, sağlığı iyi selamı var diyo, gerisi genel siyasi gelişmeler. Neyin pazarlığı yapılıyo bilmiyoz ama sonunda birileri cezasız kalırsa bunun hesabını şehit ailesine kim verecek. Ben bu işe güvenmiyorum, üniter yapıya halel gelir diye korkuyorum. Allah sonumuzu hayır etsin
Aynur Tekdemir: Merve kızım, garip değil, ben de destekliyorum ama haberi hep onlardan alıyoruz.
Yusuf Bey, veresiye defteri güzel benzetme ama ben de eczacıyım, reçeteyi hastanın komşusuna okumam. Mahremiyet başka, kapalı kutu başka. Silahın kaç tane bırakıldığı denetlenir, kayda geçer, Meclis'teki komisyon da bunun için var. Cezasızlık korkusunu anlıyorum, ben de hukuki kolaylık olacaksa çok dar ve denetimli olsun diyenlerdenim. Ama üniter yapı asıl silah dururken sarsılıyordu, silah bırakılırken değil. Şehit ailesine hesap vermenin yolu da bu işi yarıda bırakmamak.
Yusuf kardeşim, kaygını anlıyorum ama ümitsizliğe kapılma. Ben de şeffaflık isterim, ama devlet "geri dönüş yok" demişse biz de dua edip takip edelim. Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez, hesap da sorulur inşallah.